Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Zekat vermek istediğimiz kişinin nisap miktarı malı olup olmadığını bilmiyorum. Ama vermek istediğim birisi. Öğrenmek için sormam çok makul değil. Bu durumda ne yapmam lazım? Halini tam olarak bilemediğim için geri mi durmam lazım yoksa vermem mi lazım? Allah muvaffak eylesin.
Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuh
Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd eder; Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selam ederiz.
Hanefi alimlerinden Alauddin es Semerkandi “Tuhfetul Fukaha” adlı eserinde zekat verilebilecek sınıfları ve onlara ait şartları zikrettikten sonra şöyle der: “Zekâtı bu kimselere verdiğinde ve onların durumunu bilmediğinde mesele üç şekilde olur:
Birincisi
Zekât veren kişinin aklına, o kimsenin zengin mi fakir mi, Müslüman mı zimmî mi olduğu gibi herhangi bir şey gelmez; bu konuda bir düşünceye kapılmadan zekât niyetiyle verir.
Bu durumda asıl olan caiz olmasıdır. Ancak daha sonra kesin olarak onun zengin olduğu veya kendi babası ya da oğlu olduğu yahut zimmî olduğu ortaya çıkarsa, o zaman caiz olmaz.
Çünkü zahire göre kişi zekâtı yerine vermiştir, zira zekât niyetiyle vermiştir.
Zahir hüküm ise ancak kesin bilgi ile bozulur.
Bu yüzden daha sonra aklına böyle bir ihtimal gelse ve şüphe etse, fakat herhangi bir şey kesin olarak ortaya çıkmasa yeniden vermesi gerekmez.
Çünkü zahir hüküm şüphe ile bozulmaz.
İkincisi
Eğer kişinin aklına bu durum gelmiş ve şüphe etmiş, fakat araştırma yapmamış, fakirliğine dair bir delil aramamış; örneğin onun zengin mi fakir mi olduğunu sormamış, buna benzer bir araştırma yapmamış ve yine de zekâtı vermişse; yahut sadece kalbiyle bir tahminde bulunmuş fakat fakirliğine dair bir delil aramamışsa;
Bu durumda asıl olan geçersiz olmasıdır.
Ancak kesin olarak veya güçlü bir delille onun fakir olduğu ortaya çıkarsa, o zaman caiz olur.
Çünkü şüphe durumunda onun üzerine araştırma yapmak farz idi.
Araştırma yapılmadan verilirse, zekât verilmesi emredilen kimseye verilmiş sayılmaz ve bu yüzden fasit olur.
Fakat daha sonra onun fakir olduğu, yahut yabancı biri olduğu kesin olarak ortaya çıkarsa caiz olur.
Çünkü bu durumda zahir hüküm hakikat ile ortadan kalkmış olur.
Üçüncüsü
Kişinin aklına bu durum gelmiş, şüphe etmiş, araştırma yapmış, fakirliğine dair delil aramış ve verdiği kimseye sormuş; o da fakir olduğunu söylemişse, veya onu fakirler arasında görmüşse, yahut fakirlerin kıyafetini giymişse, ya da kör ise, yahut yanında su kabı ve asa bulunuyorsa (dilenci alametleri gibi) ve bu sebeple ona zekât vermişse;
sonra onun zengin olduğu ortaya çıkarsa;
yahut karanlık bir gecede birine verip onun yabancı biri veya Müslüman olduğunu söylemesine güvenmiş, sonra da onun babası, oğlu veya zimmî olduğu ortaya çıkmışsa;
Ebu Hanife ve Muhammed’e göre bu durumların hepsinde zekâtı yeniden vermesi gerekmez.
Ebu Yusuf’a göre ise yeniden vermesi gerekir.” (C,1; syf: 365-366)
Sorunuzdan anlaşılan bu konuda şüphe etmiş olduğunuzdur. Bu durumda araştırma yapıp vermeniz gerekecektir. Araştırmadan vermeniz durumunda ikinci meselede zikredilen bir durumla karşı karşıya kalırsınız ki o da zekatınızın geçersiz olmasıdır. Araştırma yapacak gücünüz yoksa ya da karşı tarafın böyle bir durumda kırılmasından endişe duyup araştırmak istemiyorsanız, söz konusu kişiye zekatınızı verirken “bu benim zekatımdır senin de bunu almaya hak sahibi olduğunu düşünerek veriyorum” derseniz belki durum açığa çıkmış olur.
Allahu â'lem.
