Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuh
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd eder; Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selâm ederiz.
Borcu, zekâttan sayma niyetiyle borçludan düşmek zekât yerine geçmez. Bu, ancak bir sadaka olur. Çünkü zekâtın şartlarından biri, malı verirken zekât niyetinin bulunmasıdır. Oysa borç, borçlanan kimsenin zimmetinde sabit olmuş bir haktır; bu sebeple niyetin sonradan zekâta çevrilmesi sahih değildir.
Ayrıca alimlerimiz zekatta temliğin; zekat olarak ayrılan mal veya paranın mülkiyetinin, zekatı alacak olan kimseye geçirilmesinin şart olduğunu ifade etmişlerdir. Borcu zekattan saymak ise temlik değil iskattır( borcu düşürmektir).
En uygun olan yol şudur: Alacaklı, borcunu borçludan tahsil eder; ardından da borçlu, Allah Teâlâ’nın zekât verilmesini emrettiği sekiz sınıftan birine giriyorsa, ona zekât olarak vermesi gereken miktarı —tamamını veya bir kısmını— geri verir.
Ya da borçluya zekatı verip, verirken de bununla borcunu öde diye veriyorum denilebilir. Tabi bu söz bağlayıcı bir söz değildir. Yani borçlu parayı aldığında borcunu ödemek için geri vermek zorunda değildir.
Allahu â'lem.

