Ana SayfaFıkıhBütün bidatler sapıklık mıdır?

Bütün bidatler sapıklık mıdır?

SORU

Bidat-ı hasene var mıdır? Bütün bidatler sapıklık mıdır? İtikadı olan bidatlere ve fıkhi olan bidatlere nasıl bakılmalıdır?
CEVAP

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd eder; Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selam ederiz.

Bidat, biri geniş diğeri dar kapsamlı olmak üzere iki şekilde tarif edilmiştir.

1- Geniş kapsamlı tarife göre bidat: Hz. Peygamber’den sonra ortaya çıkan her şeydir.

Bidatın sözlük anlamından hareketle yapılan bu tarife göre, dini mahiyette görülen amel ve davranışlardan başka günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni fikirler, uygulamalar ve adetler de bidat sayılmıştır.

Başta İmam Şafiî olmak üzere Nevevî, İzzeddin bin Abdüsselam, Malikilerden el-Karafî, Zürkanî, Hanefilerden İbn Abidin, Hanbelilerden Ebu’l-Ferec İbnü’l-Cevzî ve Zahirilerdan İbn Hazm bu görüşü kabul edenlerdendir.

Bu tarifi benimseyen alimler, görüşlerini Hz. Peygamber ve sahabilerden nakledilen bazı rivayetlere dayandırmaktadırlar. Mesela Müslim’in naklettiği bir rivayette Rasûl-i Ekrem, İslam’da güzel bir çığır (sünnet-i hasene) açana o çığıra uyanlar bulunduğu sürece sevap verileceğini, kötü bir çığır (sünnet-i seyyie) açana da aynı şekilde günah yazılacağını ifade etmiştir. Hz. Ömer de teravih namazını topluca kılanları görünce, “Bu ne güzel bir bidattır” demiştir.

Bidatı sonradan ortaya çıkan her şeyi içine alacak şekilde geniş kapsamlı olarak kabul eden alimler, bidatı “iyi bidat” (bidat-ı hasene) ve “kötü bidat” (bidat-ı seyyie) diye ikiye ayırmışlardır.

Kur’an’ı bir mushaf haline toplamak, teravih namazını cemaatle kılmak, minare ve medrese inşa etmek iyi bidata; kabirlerin üzerine türbe yapmak ve buralara mum dikmek ise kötü bidata örnek olarak gösterilmiştir.

Bu anlayışa göre hadislerde reddedilen bidat, kötü bidattır. Şafii fakihlerinden İzzeddin bin Abdüsselam ise bidatı daha da geniş ele alarak mükellefin fiillerine paralel şekilde vacip, mendup, mubah, mekruh ve haram olmak üzere beş kısma ayırmıştır.

2- Dar kapsamlı tarife göre bidat: Hz. Peygamber’den sonra ortaya çıkan ve dinle ilgili olup ilave veya eksiltme özelliği taşıyan her şeydir.

Bu görüşü benimseyenler arasında Malikilerden başta İmam Malik olmak üzere Turtuşî, Şatıbî; Hanefilerden Bedreddin el-Aynî, Birgivî; Şafiilerden Beyhakî, İbn Hacer el-Askalânî, İbn Hacer el-Heytemî; Hanbelilerden İbn Teymiyye ve İbn Receb bulunmaktadır.

Bunlara göre dinle ilgisi ve dini mahiyeti bulunmayan şeyler bidat sayılmaz. Bu bakımdan örf ve adet türünden olan davranışlar bidat kavramının dışında kalır.

Dar kapsamlı bidat anlayışına sahip olanlar, görüşlerine delil olarak “İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenlerdir”, “Sonradan ihdas edilen her şey bidattır” ve “Her bidat dalalettir” anlamındaki hadislerin genel ifadelerini esas almışlardır.

Bunlar diğer grubun dayandığı hadisleri de kendi görüşleriyle bağdaşacak şekilde yorumlamışlardır. Mesela “Kim İslam’da güzel bir çığır açarsa” hadisini, “Kim İslam’da güzel bir sünneti ihya ederse” şeklinde anlamışlardır. Hz. Ömer’in teravih namazı hakkında söylediği “ne güzel bir bidat” ifadesindeki bidat kelimesinin de terim anlamında değil, sözlük anlamında kullanıldığını, yani daha önce yapılmış fakat unutulmuş bir uygulamanın yeniden canlandırılması olduğunu ifade etmişlerdir.

Allahu â'lem.

Son eklenenler