Ana SayfaHadisNamazda safları sıklaştırırken omuz ve ayakların birleştirilmesinin delili var mıdır?

Namazda safları sıklaştırırken omuz ve ayakların birleştirilmesinin delili var mıdır?

SORU

Namaz kılma esnasında safları sıklaştırırken omuzların birbirine değmesi ve ayakların yanındakinin ayaklarıyla birleştirilmenin delili var mı?
CEVAP

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd eder; Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selâm ederiz.

Cemaatle kılınan namazda sünnet olan, safların düzgün yapılmasıdır. Öyle ki ayak ayağa, omuz omuza olacak şekilde ve safta sıkı bir şekilde durulur. Bu konuda gelen delillerden bazıları şunlardır:

“Nu‘mân b. Beşîr (radıyallahu anhuma)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Saflarınızı mutlaka düzgün tutun; yoksa Allah yüzlerinizin arasını ayırır. (Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)”

“Yine Sahîhayn’de Enes b. Mâlik (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Saflarınızı düzgün tutun; çünkü ben sizi arkamdan da görüyorum.

Bu rivayet Buhârî’nin lafzıdır ve şu ilave vardır:
“Bizden biri omzunu arkadaşının omzuna ve ayağını onun ayağına bitiştirirdi.””

Saflarda şeytanın gireceği boşluk bırakmanın yasaklandığı da rivayet edilmiştir.

“Enes (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Saflarınızı sıklaştırın, birbirine yaklaştırın ve boyunları hizalayın. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki ben şeytanların safın aralıklarından, sanki küçük koyun yavruları gibi içeri girdiklerini görüyorum. Bu hadisi Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir.”

Bazı alimlerimiz zikredilen hadisleri zahirlerine göre anlamış, dolayısıyla saf tutarken omuz ve ayakların bitiştirilmesinin gerektiğini söylemişlerdir.

Ancak Allame Tehânevi, Enver Şah el-Keşmiri, Nureddin Itr gibi bazı muasır alimler, bu hadislerin zahirine göre anlaşılmaması gerektiğini; bunların saf düzeninde mübalağa yapmak anlamına geldiğini söylemişlerdir.

Allâme et-Tehânevî, büyük eseri “İ‘lâü’s-Sünen”’de şöyle demiştir:
Enes (radıyallahu anhu)’nun “Bizden biri omzunu arkadaşının omzuna, ayağını da ayağına bitiştirirdi.” sözünü zikrettikten sonra şöyle der:
“Eğer bu bitiştirme (ilzâk) lafzı hakiki anlamına hamledilse bile, bundan maksat bunun kamet getirildiği anda safı düzeltmek için yapılmasıdır. Çünkü bu organları birbirine yaklaştırmak, safın düzgün olmasını sağlamanın bir yoludur. Hadiste, namaza başladıktan sonra bunun namaz boyunca devam ettirilmesi gerektiğine dair bir delil yoktur. Kim böyle olduğunu iddia ederse bunun delilini getirsin.”

Yine şöyle demişlerdir:
“İbn Hacer’in zikrettiği bir rivayette Enes (radıyallahu anhu) şöyle demiştir: ‘Bugün bunu birine yapsan hemen kaçar (rahatsız olur).’ Bu söz açıkça şunu gösterir: Enes (radıyallahu anhu), tâbiîn döneminde bunu yapmayı bırakmıştır. Çünkü: ‘Eğer yapsaydın…’ demiştir. ‘لو (lev)’ edatı Arapçada gerçekleşmemiş bir durumu ifade eder. Yani Enes (radıyallahu anhu), yanındaki kişinin rahatsız olup ayağını çekmesinden korktuğu için topuklarını yapıştırmayı terk etmiştir. Eğer Enes (radıyallahu anhu), topukları birbirine yapıştırmanın namazın bizzat maksat olan sünnetlerinden biri olduğuna inanmış olsaydı, bunu hiçbir şekilde terk etmezdi. Fakat yanındaki kişinin rahatsız olmasından endişe ettiği için bunu terk etmiştir.”

Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz:
Bu sünnetin farkında olan bir cemaatle namaz eda ediyorsanız, yanınızda bulunan kimseyle omuz ve ayakları birleştirebilir, şeytanın aranıza girmesine müsaade etmeden namazınızı kılabilirsiniz. Ancak bununla birlikte namazda tek işiniz bu olmamalı; asıl hedefin huşu içinde bir namaz kılmak olduğunu unutmamalısınız.

İkinci olarak, eğer cemaatle namaz kıldığınız ortamda bu sünnetten haberi olmayan ya da bu tutumu sünnet olarak görmeyen kimseler varsa, bu durumda kendi huşunuza odaklanmalı ve onları nefret seviyesine getirecek davranışlardan uzak durmalısınız.

Allahu â'lem.

Son eklenenler